
İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (İPUD) Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Tanman, dört yıl önce tekstil sektörünün pamuk ihtiyacının yaklaşık yüzde 75’inin yerli üretimle karşılandığını, ancak bu oranın mevcut sezonda yüzde 25 seviyesine kadar gerilediğini açıkladı.
Üretimde sert düşüş: 1.1 milyon tondan 400 bin tona
Pamuk üretimindeki gerilemenin boyutları rakamlarla daha net ortaya çıkıyor. 2022 yılında yaklaşık 1,1 milyon ton lif pamuk üretimiyle rekor seviyeye ulaşıldığını hatırlatan Tanman, üretimin geçen yıl 660 bin tona düştüğünü, bu sezon ise 400 bin ton seviyesine kadar gerileyebileceğini belirtti. Türkiye’nin yıllık lif pamuk tüketiminin 1,5 milyon ton civarında olduğu dikkate alındığında, mevcut üretim seviyesinin iç talebin yalnızca dörtte birini karşılayabildiği görülüyor.Bu gerilemenin temel nedeninin ise üreticinin son yıllarda zarar etmesi ve buna bağlı olarak ekim alanlarının daralması olduğu vurgulanıyor.
Türkiye üretimde 7., tüketimde 4. sırada
Küresel ölçekte önemli bir tekstil üreticisi olan Türkiye, pamuk üretiminde dünya sıralamasında 7. sırada yer alırken, tüketimde 4. sırada bulunuyor. Bu tablo, sektörün yapısal olarak ithalata bağımlı hale gelmesine neden oluyor. Tanman’a göre bu durum kaçınılmaz olsa da, yerli üretimin artırılması stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Artan jeopolitik riskler ve küresel tedarik zinciri kırılganlıkları, ülkeleri stratejik hammaddelerde “kendine yeterlilik” arayışına yönlendirirken, pamuk da bu kapsamda kritik bir başlık olarak değerlendiriliyor.
Teşvik çağrısı: Arz güvenliği için üretim artırılmalı
Sektör temsilcileri, pamukta arz güvenliğinin sağlanabilmesi için üreticiyi yeniden motive edecek destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Tanman, yerli üretimin artırılmasının yalnızca ithalatı azaltmayacağını, aynı zamanda tekstil sektörünün hammaddeye erişim risklerini de minimize edeceğini ifade ediyor.Pamukta üretim kadar önemli bir diğer başlık ise sürdürülebilirlik. Avrupa başta olmak üzere ihracat pazarlarında karbon ayak izine yönelik düzenlemelerin sıkılaştığını belirten Tanman, sertifikalı pamuk kullanımının bu noktada kritik rol oynadığını vurguluyor. Better Cotton sertifikalı yerli pamuk kullanımının, hem sanayicinin karbon ayak izini azaltacağını hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracağını dile getiren Tanman, sürdürülebilir üretim kriterlerinin artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğine dikkat çekiyor.
Rejeneratif tarım ve izlenebilirlik öne çıkıyor
Küresel pamuk ticaretinde talep dinamikleri de değişiyor. Önceki yıllarda yalnızca “İyi Pamuk Uygulamaları (BCI)” yeterli görülürken, son dönemde rejeneratif tarım teknikleri ve izlenebilirlik kriterleri ön plana çıkmış durumda. Better Cotton sisteminin de bu dönüşüme adapte olarak kriterlerini güncellediği ifade ediliyor.Bu gelişmeler, üretimden nihai ürüne kadar tüm zincirde şeffaflık ve sürdürülebilirlik beklentisini artırıyor.
Türkiye’de sertifikalı üretim oranı dünya ortalamasının altında
Türkiye’de iyi pamuk üretiminin toplam üretim içindeki payı yaklaşık yüzde 13 seviyesinde bulunurken, bu oran dünya genelinde yüzde 22 civarında seyrediyor. Bu fark, Türkiye’nin sürdürülebilir pamuk üretiminde gelişim alanı olduğunu ortaya koyuyor. Sektörde umut yaratan gelişmelerden biri ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürüttüğü sertifikasyon çalışmaları. İyi Tarım Uygulamaları ile Better Cotton sertifikasyonunun eşdeğerliğinin sağlanmasına yönelik süreçte sona gelindiği belirtiliyor. Bu adımın tamamlanması halinde üreticilerin hem devlet desteklerinden yararlanabileceği hem de uluslararası geçerliliği olan sertifikalarla ürünlerini pazarlayabileceği ifade ediliyor. Bu gelişmenin, Türkiye’de sertifikalı pamuk üretim alanlarının genişlemesine katkı sağlaması bekleniyor.













