Türk Tekstil Makine Sektörü Zor Bir Yılı Geride Bıraktı

Artan maliyetler, iç pazar daralması ve küresel belirsizliklere rağmen sektör ihracatta direncini koruyor. TEMSAD Başkanı Adil Nalbant, 2025’i ve 2026 beklentilerini değerlendirdi.

  03 Şubat 2026 06:39 Salı
Türk Tekstil Makine Sektörü Zor Bir Yılı Geride Bıraktı

Türk tekstil makine sektörü 2025 yılını, küresel ölçekte yaşanan ekonomik dalgalanmalar, artan üretim maliyetleri ve iç pazardaki daralmaların gölgesinde geride bıraktı. Sektörün bu zorlu sürecini değerlendiren Tekstil Makine ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Nalbant, hem iç hem de dış pazarlarda yaşanan gelişmelerin sektör üzerindeki etkilerini kapsamlı şekilde ele aldı.

“2025 Kolay Bir Yıl Olmadı”

Nalbant, 2025 yılının tekstil makine sektörü açısından kolay bir yıl olmadığını belirterek, üretim maliyetlerindeki artışın küresel rekabetçiliği doğrudan etkilediğini ifade etti. Özellikle Türkiye’de tekstil ve hazır giyim sektörlerinde yaşanan daralmaların, iç pazardaki makine satışlarını olumsuz yönde etkilediğini söyleyen Nalbant, buna rağmen sektörün ihracat tarafında direnç göstermeye devam ettiğini vurguladı.

2025 yılının Ocak–Kasım döneminde tekstil makine ihracatının 969 milyon dolar olarak kaydedildiğini belirten Nalbant, bu rakamın 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 9,3’lük bir artışa işaret ettiğini dile getirdi.

İhracatta Artış, İthalatta Gerileme

Bu artışta yalnızca yeni makine satışlarının değil, Mısır başta olmak üzere bazı ülkelere taşınan ya da kapanan tekstil ve hazır giyim tesislerindeki makinelerin ikinci el olarak ihraç edilmesinin de etkili olduğunu ifade eden Nalbant, ithalat tarafında ise farklı bir tabloyla karşılaşıldığını söyledi.

2025 yılında tekstil makine ithalatının, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 oranında azalarak yaklaşık 1,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Nalbant, yılın tamamı için ihracatın 1 milyar doların üzerine çıkabileceğini, ithalatın ise yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyelerinde tamamlanabileceğini öngördüklerini aktardı.

“Maliyetler Avrupa Seviyesine Geldi”

Enerji, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artışların makine satış fiyatlarına aynı oranda yansıtılamadığını vurgulayan Nalbant, sektörün yıllardır “Avrupa’dan daha uygun, Çin’den daha kaliteli” şeklinde özetlenen konumlandırmasının ciddi bir baskı altında olduğunu dile getirdi.

Bugün gelinen noktada maliyetlerin neredeyse Avrupa seviyelerine ulaştığını ifade eden Nalbant, Çin’in ise yalnızca fiyat avantajıyla değil, kalite ve standartlar açısından da önemli bir rakip haline geldiğine dikkat çekti.

Küresel Belirsizlikler Üreticileri Zorluyor

Küresel ölçekte yaşanan talep durağanlığı, savaş ekonomileri, jeopolitik belirsizlikler ve yeni güç dengelerinin tüm üretici ülkeleri zorladığını belirten Nalbant, Türkiye’de uygulanan kur, faiz ve enflasyon politikalarının da üretici tarafında ciddi baskılar oluşturduğunu söyledi.

Dövizin baskılanması ve yüksek faiz ortamının hem iç talebi daralttığını hem de yatırım iştahını azalttığını ifade eden Nalbant, bu koşullar altında yalnızca Türk üreticilerin değil, Avrupalı üreticilerin de benzer sıkıntılar yaşadığını vurguladı.

Üretim Kaymaları ve Teknik Tekstil Dönüşümü

Türkiye’nin dünya tekstil ve hazır giyim üretiminde önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatan Nalbant, son dönemde yaşanan gelişmelerin bu sektörlerde kapasite düşüşüne ve istihdam kaybına yol açtığını söyledi.

Artan maliyetler ve rekabet baskısı nedeniyle bazı üreticilerin Mısır başta olmak üzere Fas, Tunus ve Özbekistan gibi ülkelere taşındığını ya da faaliyetlerini sonlandırdığını ifade eden Nalbant, bu sürecin ağırlıklı olarak basic üretim yapan firmalarda yaşandığını, buna karşın teknik tekstil üretiminin ve ihracatının artış eğiliminde olduğunu dile getirdi.

İhracat Pazarlarında Öne Çıkan Ülkeler

İhracat pazarlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nalbant, 2025 yılında tekstil makine ihracatının özellikle Mısır, Pakistan ve Hindistan pazarlarında arttığını söyledi. Bunun yanı sıra Özbekistan, Bangladeş, Rusya ve İran gibi pazarların önemini koruduğunu belirten Nalbant, Fas, Tunus ve Cezayir’in yanı sıra Portekiz, Rusya ve ABD’nin de orta ve uzun vadede sektör için potansiyel taşıyan bölgeler arasında yer aldığını ifade etti.

Bu pazarlara ağırlıklı olarak boya ve apre makineleri, denim makineleri, baskı makineleri, kalite kontrol ile serim ve kesim makineleri ihraç edildiğini aktaran Nalbant, yedek parça ihracatının da önemli bir kalem olmaya devam ettiğini söyledi.

Rekabet İçin Verimlilik ve Finansman Vurgusu

Rekabet gücünün korunabilmesi için üretim maliyetlerinin daha yönetilebilir hale gelmesi gerektiğini vurgulayan Nalbant, kalite ve standartlardan ödün vermeden, fiyat algısının da rekabetçi düzeyde tutulmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

Enerji tasarrufu sağlayan, üretim verimliliğini artıran yeni teknolojilerin hedef pazarlarda daha fazla karşılık bulduğunu belirten Nalbant, finansman enstrümanlarının da rakip ülkelerle benzer koşullara sahip olması gerektiğini dile getirdi.

Sürdürülebilirlik ve Teknoloji Ön Planda

Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşümün tekstil sektöründe belirleyici bir unsur haline geldiğini söyleyen Nalbant, bu dönüşümün makine üreticileri açısından da kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

TEMSAD olarak, tekstil sanayisinin üretim süreçlerinde sürdürülebilirliğe katkı sunan teknolojilerin görünürlüğünü artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Nalbant, enerji ve su tasarrufu sağlayan makinelerin yanı sıra otomasyon ve yapay zekâ destekli kalite kontrol sistemlerinin önümüzdeki dönemde daha fazla öne çıkacağını söyledi.

TEMSAD’ın Yapısı ve İş Birlikleri

TEMSAD’ın sektörel iş birliklerine de değinen Nalbant, derneğin 1998 yılında kurulduğunu ve bugün neredeyse tamamı yerli üretici olan 196 üyesiyle sektörün büyük bölümünü temsil ettiğini belirtti. Üyelerin yüzde 85’inin ihracat yaptığını ifade eden Nalbant, sektörün 2023 yılında 830 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştığını, yaklaşık 9.500 kişiye istihdam sağladığını aktardı.

Üyelerden 22’sinin Ar-Ge merkezi, 4’ünün ise tasarım merkezi bulunduğunu belirten Nalbant, bu yapının sektördeki teknolojik dönüşüm açısından önemli bir avantaj sunduğunu dile getirdi.

TEMSAD’ın yurt içinde moda, hazır giyim ve tekstil terbiye sektörlerinin önde gelen kuruluşlarıyla iş birliklerini artırdığını söyleyen Nalbant, üniversitelerle yapılan çalışmalar sayesinde Ar-Ge ve inovasyon kapasitesinin güçlendirildiğini ifade etti. Uluslararası alanda ise Asya, Orta Doğu, Avrupa ve Amerika’da 22 farklı sektörel kuruluşla iş birliği anlaşmaları bulunduğunu belirtti.

“2026 Denge ve Mücadele Yılı Olacak”

Ticaret Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yürütülen temaslara da değinen Nalbant, sektörün sorunlarını ve beklentilerini doğrudan politika yapıcılara aktarma imkânına sahip olduklarını ifade etti.

2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Nalbant, mevcut para politikalarının büyük ölçüde devam edeceğini, bu nedenle önümüzdeki yılın bir sıçrama değil, denge ve mücadele yılı olacağını düşündüklerini söyledi. Küresel belirsizlikler ve artan rekabet ortamına rağmen Türkiye’nin köklü tekstil geçmişi ve makine üretimindeki bilgi birikimi sayesinde bu sürecin kalıcı olmayacağına inandığını belirterek, sektörün yeni şartlara uyum sağlayarak gücünü koruyacağını ifade etti.

YORUMLAR
Sayın ziyaretçimiz; Üye olmadan yapılan yorumlar "misafir" olarak adlandırılacaktır. Yorumlarınızda size özel bir isim ve resim kullanmak, yaptığınız yorumlara üye menüsünden ulaşmak, yorumlarınıza gelen cevapları kontrol etmek ve üyelere sunulan daha pek çok özellikten yararlanmak için üye olun!
Bu haber hakkındaki yorumunuz nedir?
1000 - karakter kaldı.